Teknove kardeşimin ricası üzerine aynen yayınlıyorum..


Bilişim alanından biraz uzaklaşacağız şimdi ve size yeni çağın en büyük aşk hikayelerinden birisini yazacağım. Evet bu benim aşk hikayem ve sizde bana bu hikayenin mutlu sonlanması için yardım edebilirsiniz belki.


2 Ekim salı günüydü. Mustafa Pars İlköğretim Okulu’na Metehan adlı arkadaşımın küçük şirin kardeşini almaya gitmiştik. Tabii benim orada oluşumun nedeni başkaydı. Metehan bir kıza aşık olmuş ve onunla konuşmak istiyordu. Bende Metehan için stratejik ve lojistik destek sağlayacaktım.


Okul bahçesinde öğrencilerin çıktığı kapının yakın bir yerinde duruyorduk ki Metehan “Konuşacağım kız orada” dedi. Metehan’ın gösterdiği yöne, tarif ettiği kahve saçlı kızı görmeye yönelmiştim. İşte tam o sırada gözlerim bir yerde çakılı kaldı. İçimden “Allahım, sanatına aşığım” dedim ve gözlerimi oradan ayıramaz olmuştum.

Metehan “Oğlum az daha döndürcen kafanı orda değil” deyince “Bir melek gördüm sanki” diye kekeleyip “Boşver oğlum. Git konuş sen. Ben burdayım. Korkma” gibi çok fantastik cümleler kurmaya başlamıştım.

Bir melek gördüğümü zannemiştim. Siyahlar içinde, siyah saçlı ve punk-rock’çı bir melek :)

Gözlerimi ayıramadım oradan. Zar zor sadece bazen onun bakışlarından utandığımda ayırıyordum. Kalabalık doluşuyordu ortaya ve birbirimizin gözlerini arıyorduk sanki lunaparkta annesini kaybetmiş bir çocuk misali. Az sonra ağlayacak gözlerle…

İçimde bir garip kıpırtı oluyordu her ona baktığımda. Gidip konuşmayı aklımdan geçirememiştim o ilk gözgöze gelişin şokundan sonra. Zaten gözgöze geldiğimde hiç bir kızdan böyle muazzam bir halde etkilenmemiştim ve hiçbir kızla çıkmamıştım.

Evet gerçekten lise biteli 2-3 sene oluyor ve hatta lisedeyken 3-4 kızdan bana çıkma teklifi gelmişti ama ne o teklifleri kabul etmiştim ne de şimdiye kadar bir kızla çıkmışlığım olmuştur. Çünkü ilk çıkacağım kişinin buna değer bir kişi olmasını istiyordum ve o kişinin olgun, çıkmayı oyun gibi görmeyen bir kişi olmasını istiyordum. Bu gördüğüm kız hem davranış olarak hemde hareket açısından çok olgun, ilk hatta inşallah son olmaya değer biri.


Akşam nasıl olduysa onu Hürriyet caddesinde gezerken gördük yine Metehanla ve takip’e koyulduk. Sonlara doğru izlerini kaybettik bizim Metehan’ın maç merakı yüzünden. Hürriyet caddesinde oturduklarını ve arkasından bir akrabası seslenince isminin “Derya” olduğunu öğrendiğimize şükrediyorum.

Ertesi gün yine ordaydım ve o da öyle. Önüme kadar geldi ve o anda birisi yanımda böw yapsa kalp krizi geçicek kadar heyecanlanmıştım. Konuşmak istiyordum ama kelimeler içimdeki yangından kaçmaya çalışırken boğazımda takılıyorlardı ve nefes dahi zor alıyordum. Metehan’a sürekli “Kalp krizi geçireceğim sanırım” diyordum. Aklıma söyleyecek bir şeyde gelmiyordu. Hiç konuşmamıştım ki tanımadığım bir kızla. Oradan ayrılırken sandığımdan da daha büyük bir pişmanlıkta peşimden geliyormuş.

O gün aklımdan hiç çıkmadı önceki gün olduğu gibi. Uyuyamadım sabaha kadar da. Aşka inanmazdım. Yani bilirdim aşkın yalan ve gerçek olanın sevgi olduğunu. Fakat zaten sevebileceğim ve sevgiye değer birisine aşık olmuştum. Ertesi gün ne yapıp ne edip onunla konuşacaktım.


Çok önemli toplantılarım vardı iptal ettim. İstanbul İlim ve Kültür Vakfı Başkanı iftara davet etmişti. Kesin geleceğimi söylemiştim fakat onuda iptal ettim. Proje teklifleri gelmişti ve görüşmeye gidecektim fakat hepsini askıya aldım, askıda can çekişip öldü birçoğu. İnternette forumlarda, “bir kızla nasıl konuşulur” diye topikler açmaya başladım. Kızlarla konuşuyordum pek tabiki ve zaten işimiz gereği çokta iyi bir diksiyona sahibiz ama bu durum elbette bambaşkaydı. Msn’de hemen herkezden dua ve taktik istedim. Hafız bir arkadaşımda bolca dua etmiş benim için Allah razı olsun. Vakit geliyordu ve bir parfüm satın almıştık Metehanla beraber. Tam anlamıyla hazırdık ve kesin konuşacaktım. Dişlerimi fırçaladım, ayakkabılarımı boyadım, saçlarımı cöleledim yola koyulduk…

Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik. Sonunda vardık okula. Ortalarda gözükmüyordu.

Bekledik gelir diye.

Gelmedi :(

Üzüldüm biraz fakat ümidi kesmedim. Ertesi gün yine gittim. 5 Ekim cuma ve o tekrar gelmedi. Fakat cuma akşamı Hürriyet caddesinde dolaşmaya başladık görürüm umuduyla. Bir bank’a oturduk. Az sonra Metehan kalkıp gezinmeye başladı ve ben hala umutla bekliyordum. Derken Mete gözlerden kayboldu. Şöyle bir bakındım ve “Acaba sıkıldı da eve mi gitti?” dedim. “Benim öyle arkadaşım olamaz ki” deyip telefon ettim. Telefonu açtığım anda Mete bağırıyordu “Koş Uğur Koooş“. Aha işte o anda hönk durumunda kalmıştım. “Nereye Koşayım. Noluyor lan ?” dedim ve kızı gördüğünü söylediği anda belirttiği istikamete jet hızıyla koşmaya başladım.

O akşam konuşabilirdim belki ama yanında erkek kardeşi vardı ve ailesi içinde bir problem olmaması için gitmedim. Şüphesiz, saygım aşkımı yenebilir ve bundan hiç pişmanlık duymam. Takip ettik yine. Metelerin evinin çok yakın bir eve gittiler. Çok sevinmiştim o gece. En azından görmüştüm ve ne taraftan çıktığını nereye gittiğini öğrendik. Fakat kabus ondan sonra başlıyordu.

Birçok gün sabah akşam Hürriyet caddesinde bekledim. Hatta Allah ondan da razı olsun en yakın diğer arkadaşım Ali’yi de yanıma alıp Bayramın ilk gününü tamamen Hürriyet caddesinde bir bankın üzerinde muhabbet ederek geçirdik ! Günlerce bekledim onu.

İki hafta kadar öncede Mete ile internet kafeye gittik. Sanki evimde hiç internet yokmuş gibi. Artık efkarlı bir kıvama gelmişken msn’de kızkardeşim Bahar’a anlattım durumu ve Hürriyet caddesinden tanıdığı olup olmadığını sordum.

Kardeşimde o sırada bir çocuğa sormuş ve Hürriyet caddesinde bir tanıdığı olduğunu söylemiş. Bahar, benden tarif etmemi istedi. Siyah saçlı, kısa boylu, adı Derya ve çok güzel şeklinde anlattım. Artık tüm tanıdıklarımı seferber etmiştim. İşte o sırada çocuk, Bahar’a tam tarif ettiği şekilde birini tanıdığını söylemiş. Hemen ona nasıl ulaşacağımızı sorduk ve msn’ini gönderdi. En azından o olmasa bile Hürriyette oturduğu için bana belki onu bulmamda yardımcı olur diye. Günlerdir de elim tetikte duruyorum msn’i açacak diye. Çocuk msn adresini verince uzun zamandır çevrimiçi olmadığınıda söylemişti zaten ama biz yinede umudu kesmeyerekten bekliyoruz.

Şimdide bunu buraya yazdım. Belki aranızda İstanbul, Küçükçekmece, Hürriyet Caddesinin aşağılarında oturan Derya adında dünyalar güzeli bir kızı tanıyan birisi vardır.

Beyaz sarayı alarma geçirelim. Dünyanın bütün sirenleri çalsın. Tüm insanlar “Derya” diye bağırsın. Dere tepe, dağ taş dolaşalım onu arayalım. Sanki o annemmiş gibi ve ben yıllardır görmüyormuşum gibi özledim :(

Hoşça kalın :(

Baba ocağından çıktım yıllar öncesi
Bir gün kader karşıma çıkardı seni
Bir göründün bir yok oldun serap misali
Dere tepe demem güzel ararım seni

Kurda kuşa seni sordum dediler vazgeç
Binboğanın kızıdır o sana ne gerek
Bir göründün bir yok oldun serap misali
Dere tepe demem güzel ararım seni

Kozan yaylasından geldim Uğur’dur adım
Hiçbir söze gerek yok mu ? Doğru mu sözüm ?
Birgün elbet dolar vadem çağırır Tanrım
Ahiretin kucağında bulurum seni



Etiketler: , , ,

Benzer Yazılar

Kişisel, Web, blog, internet 1406 kez okunmuş. 28 Ekim 2007